Ticaret Şirketleri ve Yöneticilerinin İş Sağlığı ve Güvenliği ile İş kazaları Yönünden Hukuki ve Cezai Sorumlulukları Özel

Ticaret Şirketleri ve Yöneticilerinin İş Sağlığı ve Güvenliği ile İş kazaları Yönünden Hukuki ve Cezai Sorumlulukları Özel

25.04.2016 02:29

Ticaret Şirketleri ve Yöneticilerinin İş Sağlığı ve Güvenliği ile İş kazaları Yönünden Hukuki ve Cezai Sorumlulukları

Şirketlerin işveren olmalarından dolayı yasalardan ve aradaki sözleşmesel ilişkiden kaynaklı pek çok sorumlulukları bulunmaktadır. Bu sorumluluklar, sorumluluğu doğuran olayın niteliğine göre, tüzel kişilik yönünden ve/veya tüzel kişiliği temsil eden gerçek kişi sorumlular yönünden doğmaktadır. İş akdinin tarafı olan tüzel kişi iş sözleşmesinin asıl tarafı olarak işin gereği gibi yapılmasını isteme hakkına sahip olan kişiliktir. Bunun karşılığında bu hakkını kullanmasından kaynaklı yapılan işin karşılığı işçiye sağlanacak her türlü maddi yarar işveren tüzel kişiliğinin sorumluluğundadır. Bu sorumluluğun ihlalinde ise, tüzel kişilik sorumlu olacak, her türlü hukuki talebin muhatabı şirket tüzel kişiliği olacaktır.

Diğer yandan, bazı durumlarda ise tüzel kişiliğin yanında, tüzel kişilik adına hareket eden yetkililerin de sorumluluğu doğmaktadır. Örneğin; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77’nci maddesinin 2’nci fıkrası “İşverenler işyerlerinde iş yeri sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçilerde iş sağlığı ve güveliği tedbirlerine uymakla yükümlüdürler. İşverenler işyerlerinde alınan işyeri sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçilerin karşı karşıya bulunduğu mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları hakkında bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güveliği eğitimini vermekle yükümlüdürler.” hükmünü içermektedir. Bu hüküm kapsamında hükme aykırılık nedeni ile doğabilecek maddi zararlar her ne kadar tüzel kişiliğin sorumluluğunda olsa da, cezai sorumluluk tüzel kişilik adına hareket eden gerçek kişiler üzerinde olacaktır. Burada bahsedilen şirket yetkililerinin cezai sorumluluğunun oluşabilmesi için suçun kasten ya da taksirle işlenmiş olması gerekmektedir. Türk Ceza Kanu’nun 22’nci maddesinde, “taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir, birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan sorumlu olur.” düzenlemesi yer almaktadır.

Kural olarak, tüzel kişinin yönetim yetkisine sahip organlarının hepsi gerçek kişi işveren niteliği taşıdığından tümü cezai sorumluluğa sahiptir. Ne var ki, tüzel kişiyi yönetim ve temsil yetkisi organ üyelerinden birine ya da birkaçına bırakılmış, iş hukuku ve iş sağlığı ve güvenliği hukuku kurallarından doğan yükümlülüklerin bir ya da birkaç üye tarafından yerine getirilmesi kararlaştırılmış olabilir. Bu durumda tüm üyelerin değil; yalnızca yetkinin devredildiği üyeler nezdinde sorumluluk gündeme gelecektir. Bu da Anonim Şirketler açısından yapılacak bir yetki devri iç yönergesi ile sağlanabilmektedir. Yargıtay, iş mevzuatına ilişkin görevleri yerine getirmekle görevli ve yetkili kılınmış yönetici veya yöneticilerin saptanması ve sorumluluğun ona göre yönetilmesi gerektiği yönünde kararları bulunmaktadır. Keza Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 15.02.1977 gün, 3951/4127 sayılı kararında açıkça ifade edildiği üzere, işyerinde görevlendirilen veya yetkili kılınan ortakların/yöneticilerin kimler olduğunun araştırılıp, ondan sonra ceza sorumluluğunun kime düşeceği saptanmadan karar verilmesini bozma nedeni olarak kabul etmiştir.

Sorumluluğun kusur oranında olacağı diğer Yargıtay kararı ile de desteklenmektedir. Yapılacak bilirkişi incelemesinde olayın meydana gelmesindeki faktörler incelenecek olup, yöneticilerin tüm sorumluluklarını yerine getirdikleri örneğin gerekli eğitimlerin verildiği, gerekli ekipmanın teslim edildiği, iş yapıldığı sırada ekipmanı kullanmasının hatırlatıldığı yani işverence alınabilecek her türlü önlemin alındığı buna rağmen kazanın meydana geldiği ortaya çıkarsa herhangi bir cezai sorumluluk da doğmayacaktır. Ancak, yöneticilerin gerekli önlemleri almadıkları, denetim yükümlülüklerine aykırı davrandıkları tespit edilirse hürriyeti bağlayıcı cezalarla dahi karşılaşmaları mümkün olmaktadır.

Sosyal Sigortalar Kanunu ise bir iş kazası ya da meslek hastalığı nedeni ile SSK tarafından mağdura ödenecek olan tazminat ve maaşların işverene rücu edilmesini düzenlemektedir. Burada sorumlu olan işveren ise yöneticiler değil tüzel kişiliğin kendisi olacaktır. Diğer bir deyişle her türlü maddi kaybın muhatabı şirketin kendisidir. Ancak, her zaman şirket görevini suistimal eden yöneticiden kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğunu kanıtlamak sureti ile uğramış olduğu maddi zararı talep edebilecektir.

Saygılarımızla,

Sistem Global Danışmanlık 

Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş.

5N1K

Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri Hakkında Merak Edilen Sorular ve Cevapları

SİSTEM MEDYA

Sizin İçin Hazırladığımız Basılı ve Görsel Yayınlara Buradan Ulaşabilirsiniz



TIKLAYINIZ
Size yardımcı olabileceğimiz her konuda danışmanlarımıza ulaşmak için.