ANAYASA MAHKEMESİ FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİNİN ÖDENMEMESİ NEDENİYLE MÜLKİYET HAKKININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASININ KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA KARAR VERDİ - Sistem Global
Sistem Global Yaş Dişindaki̇ Emekli̇li̇k Şartlarini Sağlayanlarin Kidem Tazmi̇nati Alma Haklari
YAŞ DIŞINDAKİ EMEKLİLİK ŞARTLARINI SAĞLAYANLARIN KIDEM TAZMİNATI ALMA HAKLARI
4 Nisan 2022
Sistem Global İşkur İşbaşi Eği̇ti̇m Programlarina İli̇şki̇n Kisitlama
İŞKUR İŞBAŞI EĞİTİM PROGRAMLARINA İLİŞKİN KISITLAMA
6 Nisan 2022

ANAYASA MAHKEMESİ FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİNİN ÖDENMEMESİ NEDENİYLE MÜLKİYET HAKKININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASININ KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA KARAR VERDİ

Sistem Global Anayasa Mahkemesi̇ Fazla Çalişma Ücreti̇ni̇n Ödenmemesi̇ Nedeni̇yle Mülki̇yet Hakkinin İhlal Edi̇ldi̇ği̇ İddi̇asinin Kabul Edi̇lebi̇li̇r Olduğuna Karar Verdi̇

Anayasa Mahkemesi’nin 22/02/2022 tarihli ve 2019/1450 başvuru numaralı kararı 05/04/2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı. İşçinin yaptığı bireysel başvurunun konusu “fazla çalışma ücretinin ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği” iddiasına ilişkindir.

OLAY ÖZETİ

Başvurucu 01/04/2008 işe başlamış olup iş sözleşmesinde; “Çalışan, işverence gerekli görüldüğü takdirde yasal sınırlar içinde fazla çalışma yapmayı kabul ve taahhüt eder. Bu fazla çalışmalara ilişkin ücret çalışanın asıl ücretinin içerisindedir.” hükmü yer almaktadır.

İşveren 29/05/2015 tarihinde başvurucunun iş sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmiştir. İşveren 18.977,13 TL kıdem tazminatını, 4.020,56 TL ihbar tazminatı ile 1.035,77 TL yıllık izin alacağını başvurucuya ödemiştir.

Başvurucu 04/06/2015 tarihinde İş Mahkemesinde işveren aleyhine tazminat dava açmış, dava dilekçesinde kıdem ve ihbar tazminatları ile ücrete dönüşen yıllık izin alacağının eksik ödendiğini, fazla çalışma ücretinin ise hiç ödenmediğini belirtmiştir.

İş Mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup başvurucuya kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinin eksik ödendiği tespit edilirken raporda ayrıca başvurucunun yılda 260 saat fazla mesai yaptığı saptaması yapılmıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda başvurucuya ödenmesi gereken fazla çalışma ücreti hesaplanmıştır.

İş Mahkemesi davayı kabul ederek bilirkişi raporunda belirtilen eksik ödemelerin başvurucuya ödenmesine hükmetmiştir.

Kararda taraflar arasındaki sözleşmede fazla çalışma ücretinin asıl ücrete dahil olduğu belirtilmiş ise de 4857 sayılı iş Kanunun 41. maddesinin yedinci fıkrası ile İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği’nin (‘’Yönetmelik’’) 9. maddesi uyarınca fazla çalışma yaptırmak için işveren tarafından işçiden her yıl başında onay alınması gerektiği ifade edilmiştir.

İşveren, İş Mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurmuş, istinaf dilekçesinde başvurucunun mesai saatleri dışında çalıştırılmadığı belirtilmiş olup ayrıca mevzuatta her yıl onay alınacağına ilişkin bir hükmün bulunmadığı belirtilerek başvurucunun hizmet sözleşmesinde verdiği muvafakatin tüm çalışma döneminde geçerli olduğu ifade edilmiştir.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi istinaf istemini kabul ederek İş Mahkemesinin verdiği fazla mesai ücretini kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, tartışmalı olan hususun fazla çalışma onayının işçiden her yıl alınması gerekip gerekmediği olduğu belirtilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında 25/08/2017 tarihinde Yönetmelik’te yapılan değişiklik ile fazla mesai için çalışandan her yılın başında onay alma şartının kaldırıldığı vurgulamıştır.

Başvurucunun sözleşmedeki onayını geri almadığı sürece yıllık 270 saati aşmayan fazla çalışma ücretinin başvurucuya ödendiğinin kabulü gerektiğini belirten Bölge Adliye Mahkemesi, bu sebeple başvurucunun fazla mesai ücretine hak kazanamayacağını açıklamıştır.

Başvurucu, bölge adliye mahkemesinin kararının ardından 09/01/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

İLGİLİ HUKUK – KANUN/YÖNETMELİK MADDELERİ

4857 Sayılı İş Kanunu Md. 41;

“Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırk beş saati aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırk beş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.

Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir.

Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırk beş saatin altında belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve kırk beş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmi beş yükseltilmesiyle ödenir.

     Fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir.

     Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda iki yüz yetmiş saatten fazla olamaz.

Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmaların ne şekilde uygulanacağı çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.”

İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği 9. maddenin ilk hali:

    Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma yaptırmak için işçinin yazılı onayının alınması gerekir. Zorunlu nedenlerle veya olağanüstü durumlarda yapılan fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma için bu onay aranmaz. Fazla çalışma ihtiyacı olan işverence bu onay her yıl başında işçilerden yazılı olarak alınır ve işçi özlük dosyasında saklanır.

İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliğin 9. maddesinin ikinci fıkrasının 25/8/2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 3. maddesiyle değişik hâli:

    Fazla çalışma ihtiyacı olan işverence bu onay iş sözleşmesinin yapılması esnasında ya da bu ihtiyaç ortaya çıktığında alınır ve işçi özlük dosyasında saklanır. Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapmak istemeyen işçi verdiği onayı otuz gün önceden işverene yazılı olarak bildirimde bulunmak kaydıyla geri alabilir.

ANAYASA MAHKEMESİNİN KARARI – İNCELEME VE GEREKÇE

Kabul Edilebilirlik Yönünden

….

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

Esas Yönünden

….

26. Başvuru konusu olayda başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik olarak kamu makamlarınca doğrudan yapılan bir müdahale mevcut olmayıp özel kişiler arası bir uyuşmazlık söz konusudur. Dolayısıyla başvuruda, devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri yönünden inceleme yapılması gerekmektedir.

İlkelerin Olaya Uygulanması

….

38. Somut olayda başvurucunun yılda 260 saat fazla mesai yaptığı hususu yargısal kararla kesinleşmiş bir vakıaya dönüşmüştür. İş Mahkemesi 4758 sayılı Kanun’un 41. maddesinin yedinci fıkrası ile Yönetmelik’in ikinci fıkrasının fazla mesainin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan hâlini gözeterek işverenin fazla mesaiye ilişkin olarak her yılın başında başvurucunun onayını alması gerektiği sonucuna ulaşmış ve somut olayda işverenin her yılın başında başvurucunun onayını aldığını ispatlayamaması sebebiyle birinci yıldan sonraki fazla çalışmalar için ücret ödenmesinin zorunlu olduğunu kabul etmiştir. Buna karşılık Bölge Adliye Mahkemesi Yönetmelik’in 9. maddesinin ikinci fıkrasının 25/8/2017 tarihinde değişen hâline dayanarak her yılın başında onay alınması şartının bulunmadığını, başvurucunun hizmet sözleşmesini imzalarken verdiği onayın -geri almadıkça- geçerli olduğunu belirtmiş ve davayı reddetmiştir.

39. Özel kişiler arasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında devletin esas yükümlülüğü kural olarak erişilebilirlik, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini temin eden hukuksal çerçeveyi belirlemek ve bu hukuku adil bir biçimde uygulamaktır. Başvurucunun fazla çalışma ücretine ilişkin mevzuat altyapısının yetersizliğiyle ilgili bir iddiası bulunmamaktadır. Başvurucunun şikâyeti Bölge Adliye Mahkemesinin yorumuna yöneliktir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin öncelikli olarak inceleyeceği mesele derece mahkemelerinin mevzuatın yorumuna ilişkin değerlendirmelerinin belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini ihlal edecek, dolayısıyla hukuk devleti ilkesini zedeleyecek ve tarafların menfaatleri arasında dengesizlik oluşmasına yol açacak derecede ağır hatalar içerip içermediğidir.

….

42. Bölge Adliye Mahkemesi kararında açıklık bulunmasa da başvurucunun hizmet sözleşmesindeki onayının fazla çalışma için asıl ücreti dışında ayrıca ücret talep edilmemesini de içerdiği kabulünden hareket edildiği görülmektedir. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı malikin fazla çalışma ücretinden feragat etmesini kural olarak yasaklamamaktadır. Dolayısıyla işçinin fazla çalışmasının karşılığının asıl ücretine dâhil olduğunu iş sözleşmesinde kabul etmiş olmasına dayanılarak lehine fazla çalışma ücretine hükmedilmemesi kural olarak Anayasa’nın 35. maddesini ihlal etmez.

43. Ne var ki işçinin fazladan çalıştırılmasının kanuna uygun olmadığı hâllerde önceden verilmiş rızanın varlığından hareketle fazla çalışma ücretinden feragat edildiği çıkarımı yapılamaz. Zira feragatin geçerli olabilmesi için feragat iradesinin açık olmasının ve sonuçlarının kişi yönünden makul olarak öngörülebilir bulunmasının yanında asgari usul güvencelerinin de sağlanmış olması, ayrıca haktan feragat edilmesini meşru olmaktan çıkaran üstün bir kamu yararının bulunmaması gerekir.

44. Kanun koyucu ve -kanunun verdiği yetkiye dayanarak- idari organlar, işveren karşısında nispeten zayıf konumda bulunan işçinin menfaatlerinin korunması amacıyla birtakım emredici hükümler sevk etmiştir. Bu bağlamda 4857 sayılı Kanun’un 41. maddesinin yedinci fıkrasında işçinin rızası bulunmadan fazla çalıştırılması kesin olarak yasaklanmıştır. Ayrıca çıkarılan ikincil düzenlemelerle fazla çalışma onayının her yılın başında ve yazılı olarak alınması zorunluluğu getirilmiştir. Onayın her yılın başında alınma zorunluluğu öngören mevzuat hükmü 25/8/2017 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır. Buna göre 25/8/2017 tarihinden önceki mevzuat dikkate alındığında işçinin yılın başında onayı alınmadan fazla çalıştırılmasının emredici kurallara aykırılık teşkil edeceği anlaşılmıştır.

45. Somut olayda başvurucunun yılda 260 saat fazla mesai yaptığı derece mahkemelerince kabul edilmiştir. Davalı işverenin yargılama sırasında sunduğu dilekçelerde başvurucunun fazla çalışmasının bulunmadığı ileri sürülmüş ise de bu savunma derece mahkemelerince yerinde görülmemiştir. Başvurucunun fazla çalışmasının bulunduğu olgusu artık yargısal hükümle kesinlik kazanmıştır. Bu durumda fazla çalışmasının bulunduğu kesinleşmiş yargı kararıyla tespit edilen başvurucunun 4857 sayılı Kanun’un 41. maddesinin ikinci fıkrasından kaynaklı olarak fazla çalışma ücreti elde edeceği yolunda meşru beklentisinin bulunduğunun kabulü gerekir.

46. Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki yaklaşım başvurucunun fazla çalıştırıldığı dönemde yürürlükte olan mevzuata göre onay şartının bulunduğunu gözardı etmektedir. 25/8/2017 tarihinde yürürlüğe giren mevzuat fazla çalışma için iş sözleşmesi imzalanırken verilen onayı yeterli görmekte ise de geçmişte her yılın başında onay alınmadan gerçekleştirilen fazla çalışmaları hukuki hâle getirmemektedir. Bölge Adliye Mahkemesinin bu yorumu öngörülebilir olmadığı gibi iş hukukunun emredici hükümlerine aykırı olarak çalıştırılmaktan doğan haklardan feragat edilmesinin kamu yararıyla çeliştiği gerçeğini de hesaba katmamaktadır.

47. Sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesinin başvurucunun iş sözleşmesindeki feragatinin mevzuatın emredici hükümlerine aykırı olarak çalıştırılması karşılığında elde ettiği hakları da kapsadığı yorumunun öngörülebilir olmadığı kanaatine varılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin ağır hata teşkil eden bu değerlendirmesi başvurucunun ölçüsüz bir külfete maruz bırakılmasına ve işveren ile işçinin menfaatleri arasında ciddi bir dengesizliğin oluşmasına yol açmış, bu nedenle devletin Anayasa’nın 35. maddesinin öngördüğü pozitif yükümlülüklerin ihlal edilmesi sonucunu doğurmuştur.

48. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Anayasa Mahkemesinin 22/02/2022 tarihli ve 2019/1450 başvuru numaralı kararının tamamı için tıklayın!

Her türlü soru ve görüşleriniz için bizlere info@sistemglobal.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Bilgiyi Tecrübeyle Güce Dönüştürüyoruz…

Online Randevu
head: body: